YORULDUM DOSTLAR, YORDULAR BENİ — Süleyman Yapıcı

YORULDUM DOSTLAR, YORDULAR BENİ

YORULDUM DOSTLAR, YORDULAR BENİ

Yayýncýlýk dünyasýnda en zor iþlerden biri, insanýn kendi eserini ya da kendisini tanýtmasýdýr. Hele bir de bulunduðunuz çevre, emeðinizi görmezden gelmeyi tercih eden bir tavýr içindeyse, bu yük çok daha aðýrlaþýyor. Elazýð basýnýna yýllarýmý verdim; yazýlar yazdým, araþtýrmalar yaptým, kitaplar yayýnladým. Ancak ve ne yazýk ki, bu emekler ne duyuldu, ne konuþuldu, ne de tartýþýldý.

Kimseden bir teþekkür beklemiyordum, ama en azýndan bir eleþtiriyi hak ettiðimi düþünüyordum.

Bugüne kadar yayýnlanan on beþ kitabýmda, Harput’tan Palu’ya, Elazýð’dan Malatya ve Dersim’e dair bin bir zahmetle ulaþtýðým sayýsýz tarihi belge ve vesikalýlara dayalý binlerce sayfalýk araþtýrmalar ortaya koydum.

 Amacým, bu topraklarýn tarihini, kültürünü ve deðerlerini gün yüzüne çýkarýp gelecek nesillere aktarmaktý. Ancak, Elazýð’ýn kültür ve basýn camiasýndan beklediðim duyarlýlýðý ve hakþinaslýðý göremedim.

Sadece medya mý? Elbette ki hayýr! Kamu kurumlarý, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin çoðu da bu derin ve anlamlandýramadýðým sessizliðin bir parçasý oldu. Aralarýnda istisnalar yok muydu? Elbette vardý; Elazýð Belediyesi, bazý Palulu iþ insanlarý ve kýymetli dostlarým bu süreçte yanýmda oldular. Ama genele baktýðýnýzda, bu istisnalar büyük bir boþluðu dolduramadý.

En acý olaný ise, en büyük desteði beklediðim akademik çevrelerden gördüðüm engellemelerdi. Üniversitelerdeki bazý öðretim üyelerinin, kitaplarýmýn basýlmasýna karþý sergiledikleri olumsuz tavýr, beni hem üzdü hem de yordu. Eðer bu süreçte yaþadýklarýmý yazacak olsam, ortaya bir hikâye deðil, bir roman çýkardý.

Bu durum, ister istemez insanýn aklýna eski bir sözü getiriyor:

Has memleket, hoþ memleket ama hasüd memleket...

Bu söz, bugün de geçerli mi bilmiyorum. Ama yaþadýklarým, bu sözün gerçekliðine doðru itti beni.

Þehir ve þehrin ortaya koyduðu maddi ve manevi kültürümüzü tanýtan ve her biri alanýnda önemli bir kaynak eser olma hüviyetine haiz külliyatýn son halkasý olarak addettiðimiz 15 yýllýk bir emeðin ürünü olan ve bu alanýnda oldukça emek ve mesai harcamýþ deðerli araþtýrmacý yazar dostum Bekir Ali Demirel ile birlikte hazýrladýðýmýz “Palu Merkez Aðzý Söz Varlýðý ve Lügatý ile Palu Merkez Ses ve Biçim Bilgisi” adlý kitabýmýzý 20 gün önce yayýnladýk.

Bu önemli eser de ne yazýk ki ayný sessizlik ve ilgisizlikle karþýlandý. Oysa bu kitabýn, bölgenin dil ve kültür mirasýný yansýtan önemli bir eser olduðuna ve bu alanda yapýlan çalýþmalara katký sunduðuna inanýyorum.

Bir ömre sýðdýrýlan ve büyük bir fedakârlýk ve baþta ailemiz olmak üzere birçok alanda feragat gerektiren bu çalýþmalarýmýzýn görmezden gelinmesi ve hatta yok sayýlmasý sadece bana reva görülen bir uygulama mýdýr bilmiyorum. Ama gördüðüm þu ki memleketimde yazara ve esere çok da hak ettiði deðerin verildiði görülmüyor.

Bu tavýr çok yordu beni dostlar. .

Evet, yordular beni. Bu yüzden, 35 yýldýr süregelen kitap çalýþmalarýmý, gazete yazýlarýmý ve TV programlarýmý bir süreliðine askýya alýyorum. Bu ara ne kadar sürer, ben de bilmiyorum.

Bugüne kadar eserlerime destek veren, onlarý alýp okuyan ve bana inanan herkese teþekkür ediyorum.

Hakkýnýzý helal edin. Belki bir gün, yeniden görüþmek üzere...

Süleyman Yapıcı
İlahiyatçı & Araştırmacı Yazar
Hakkımda