NASIL BİR İLİM? (2) — Süleyman Yapıcı

NASIL BİR İLİM? (2)

NASIL BİR İLİM? (2)

Geçen sayımızda yine bu başlık altında islam’ın ilme verdiði önemin yanýnda, ilim ve âlim deyince ne anladýðýmýzý belirtmiþtik.

Ýslamî bakýþ açýsýndan deðerlendirdiðimi bu ilmin gayesi ne olmalýdýr.

Öðrenilen bir bilginin ilim vasfýný kazanabilmesi için ferdin ve cemiyetin refah ve saadetine yönelmesi þarttýr. Allah'ýn insanlar yüklediði en büyük ve en mukaddes görev; kötülükleri yenmek ve iyiliklerden faydalanarak onu hâkim kýlmaktýr. Çünkü Allah, kötülükleri yasaklamýþ ve iyilikleri de emretmiþtir. Bütün kanunlar bu gayeyi yerine getirmek için kullanýlmýþtýr.

Hiçbir varlýðýn bu ilahi nizamý bozmaya, insanlýðý mahvetmeye hakký yoktur. Yeni ve ebedi nizamý kurmak için bu fani nizamý bozmak yalnýz Al­lah'ýn hakkýdýr. Bunun çerçevesinde müslümaný dünyada ve ahirette me­sut olmasýna sebep olacak vasýtayý bilmek ve elde etmektir ki o da ilim­dir.

Ýþte ilim baþtanbaþa yalnýz Allah'ýn rýzasýný kazanmak için öðrenmek ve bu rýza-i Ýlahiyi baþkalarýnýn kazanmasýna vesile olmak için çalýþýlýr.

Bunun için ilim, sahibini Allah'tan uzaklaþtýrýcý ve O'nu unutturucu bir sebep olamaz. Çünkü o da Allah'ýn lütuf ve ihsanlarýndan biri olarak ortaya çýkar. Ýnsanýn kalbini Rabbinden uzaklaþtýran ilim; bozuk bir ilimdir. Bu ilim ne sahibine ne de insanlara bir mutluluk verebilir. Ondan beklenecek yalnýz ve yalnýz bahtsýzlýk, korku, ýstýrap, felaket ve krizlerdir. Zira böyle bir ilim kaynaðýndan kopmuþ, asýl yönünden çýkmýþ ve yolunu sapýtmýþ bir ilimdir.

Gerçekten de günümüzde insanlýk atomu parçalayarak onu emri altýna alarak ilmi yönden çok büyük ve yeni mesafeler kat etmiþtir.

Ancak böyle bir ilim insanlýða ne kazandýrmýþtýr? Hiroþima ve Nagazaki bombardýmanlarýnda olduðu gibi vahþice katledilen kurbanlardan, korku ve krizlerden, doðuda ve batýda ölümle, felaketle ve yoklukla insanlýðýn göz kapaðýný yýrtan dehþetten baþka ne getirmiþtir insanlýðý?

Ahlak ve maneviyatta geri kalmýþ bir milletin üstün bir medeniyete sahip olmasý mümkün deðildir. Ay'a Merih'e gitse bile.

Tabiatý kullanma konusunda ilerlemek ahlak ve maneviyatta da ileri olmayý zorunlu kýlmaz. Bir hýrsýz gayet güzel bir villa yapabilir ama bu vil­lasý onu hýrsýz olmaktan çýkarmaz.

Þu hâlde hangi millet tekniðin zirvesine çýkabilir? Medeniyetin zirve­sine çýkmak için bir tek aday vardýr, o da Ýslam ümmetidir. Çünkü hem tekniðin ve hem de kültürün zirvesine çýkma imkânlarýna sadece Ýslam ümmeti sahiptir. Diðer milletler tekniðin zirvesine çýkma imkânlarýný sahip olsa bile, ahlaki ve manevi bakýmdan kültür geriliðinden dolayý üstün ve ileri bir medeniyet kurmalarý mümkün deðildir.

Sonuç olarak þunu diyebiliriz; ilmin hepsi muhteremdir. Fakat büyüklüðü nispetinde ilim, hayýr ve þerre müsaittir. Ýlimler iyi ve güzel kul­lanýlýrsa zehirlerden ilaçlar yapýlýr. Kötü kullanýldýðý takdirde de ilaçlardan zehir yapýlýr.

Ýlmin gayesini Yunus Emre þöyle dile getirir;

Ýlim ilim bilmektir                                

Ýlim kendin bilmektir,                

Sen kendini bilmezsen                           

Ya nice okumaktýr.                                

Ýlim okumaktan murat,

Kiþi Hakký bilmektir,

Sen okuyup bilmezsen,

O, bir kuru emektir.

Okudum bildim deme,

Çok taat kýldým deme,

Eðer Hakký bilmezsen

Bu kuru laf etmektir.

Yigirmi sekiz hece,                    

Okursun baþtanbaþa,

Sen elif dersin hace,                  

Manasý ne demektir.

Aþýk Yunus hace,                                  

Gerekse ver yüzümce,

Cümlesinin alasý,                                 

Bir gönüle girmektir.

 

29.09 / 07.10.1992

Süleyman Yapýcý

Sözün Özü

Paludevran

Süleyman Yapıcı
İlahiyatçı & Araştırmacı Yazar
Hakkımda